Blog Tadında Bir Sunum

Perşembe günleri Serkan ile birlikte aldığımız seçmeli dersimizin günü. Seçmeli derslerin “yarı yıl içi çalışma”sı sunum oluyor ve transkriptimize %20 etki ediyor. Geçen hafta kendi sunumum hakkında bir yazı yazmıştım. Bu hafta ise Serkan’ın sunumundan bahsetmek istiyorum.

 

Konusu gerçekten çok ilginçti “Doku Mühendisliği“. Kendisiyle sunumdan önce konuşuruz diye araştırma gereği duymamıştım ama ders başlamak üzere iken gelmesi sonucu konu hakkındaki bilgileri sunum esnasında almak zorunda kaldım. Belki de güzel oldu; bu sayede sunumu daha bir dikkatli dinleme şansı yakaladım. Serkan sunuma kendinden o kadar emin bir giriş yaptı ki cümlelerindeki “Biz” ifadelerini sanki gerçekten Doku Mühendisliği yapan birinin edasıyla söylüyor biz de dikkatle dinliyorduk. Sunum gerçekten eğlenceli ve şaşırtıcı idi.  Eksi olarak gördüğüm ayrıntılara gelecek olursak birincisi: doku mühendisliğine kendini o kadar kaptırmış olacak ki sanki haftalardır hiç çıkmadığı laboratuarından sunum için çıkmış gelmişcesine bağıran sakalları ( kimine hoş gelebilir ama ben beğenmedim  ) . İkinci nokta ise her ne kadar bizlere bir sunumdaki sunucunun anlatım kabiliyetinin çok önemli olduğunu belirtse de ,  slaytın zayıflığı idi.

 

Evet Serkan sayesinde sunucunun etkinliğinin önemini görmüş oldum. Gerçekten anlatım dikkat çekmek açısından çok önemli idi . ( Aman tanrım ne diyorum ben ? Daha geçen hafta aynı konu ile ilgili yazımda sunucunun çok önemli olmadığını diyen ben değil miydim ? ) Ama Serkan’ın etkileyici sunumunu acaba slayt ile desteklese fark olur muydu ? Bence kesinlikle evet. Çünkü sunumda anlatmayı unuttuğu çok önemli olan detayları hocamızın sorularıyla “Aaaa ben bunu demeyi unuttum.“, “Yaa bide şu vardı” diyerek hatırlattı bizlere. Hatta sunumu bitip yanıma geldiğinde bir sonraki sunum esnasında “Biyomateryallerden bahsetmedim yaaaaa” diyerek beni şaşırtmaya devam etti.

 

Ve bu sunumla birlikte bana şunu da öğretti. Sizin harika anlatacağınız şeyler karşınızdakini o anlık hayran bırakabilir, o kişiler sizin harika bir sunucu olduğunuzu söyleyebilir. Ama bir kaç gün sonra size yaaa sunumda anlattığı konu hakkında biraz bilgi ver denilse ( basit bilgiden bahsetmiyorum ) eminimki çok dikkatli olan kişiler dışında hep birşeyler eksik olacaktır. Oysa başkasının yaptığı bir sunumda görsellik katmak açısından sunuma ekleyeceği küçük bir animasyon, bu animasyondaki maskot, karakterler vs akıllara kazınacak, bu maskotun başına gelenler ( konuyu özetleyen biçimde işlenen senaryo varsayalım ) sayesinde sunumdaki konu akıllara girecektir.

 

Peki sona gelmişken sunum hakkında ve benim blog girdimin ismi hakkında da bilgiler vereyim.  Blog tadında bir sunum oldu. Nasıl yani dediğinizi duyar gibiyim. Blog girdimizde neler bulunur? Anahtar Kelimeler ( kategori de denilebilir ) , sonra metinimiz olur, bir de link vericeksek bu linkler. Serkan sunumuna öncelikle anahtar kelimeleri bizlere vererek başladı. Sonra metini anlattı, en son da linkleri ( Kaynaklar ) bize vereMEdi. Veremedi diyorum çünkü bilgisayar hata verdi ve  yeniden başlatmak zorunda kaldı. Açıldıktan sonra da bildirmeyi unuttu. Unutmadan madem blog’a benzettik mimleme yaptı bile diyebiliriz. Şöyle oluyor: sunumu esnasında Figen’i işaret ederek “Figen bu konu hakkında bize benden sonra bilgi verecek” dedi. Belki tam anlamıyla bir mim olmadı ama bence sayılabilir.

 

Eee daha ne olsun yorumları da sözlü olarak ona yaptığımıza göre yazılı olmayan bir blog girdisi yaşadık hep beraberce…

6 Comments so far

  1. mrvé on Ocak 3rd, 2008

    Evet bu yazılı olmayan blog girdisini yaşamak isterdim ben de ama ne yazık ki kilometrelerce uzaktan pek mümkün olmayacaktı zaten :)
    Her ne kadar Serkan sonrada “Aa bunu unuttum, şunu da unuttum..” dese de, demese kimse farketmezmiş bile bunları..Ben de her sunumdan sonra pek çok şey unuttuğumu farkediyorum. Bunun sırrı biraz da slaytın bu şifrelerle doldurulmamış olması olsa gerek. Burda yine Cihan’ın dediği slaytın önemliliğinin önemi anlaşılıyor.
    Bir diğer nokta Cihan şu sözler bana bir şeyler çağrıitırdı ama..

    “Oysa başkasının yaptığı bir sunumda görsellik katmak açısından sunuma ekleyeceği küçük bir animasyon, bu animasyondaki maskot, karakterler vs akıllara kazınacak, bu maskotun başına gelenler ( konuyu özetleyen biçimde işlenen senaryo varsayalım ) sayesinde sunumdaki konu akıllara girecektir.”

    Burda kastettiğin şu senin patates kafa mı yoksa hehehe :P ?

  2. Serkan Altuntaş on Ocak 3rd, 2008

    Evet mrvé, Cihan’ın bahsettiği maskot şu meşhur patates!
    Ben sunum materyallerimi özellikle eksik hazırlıyorum aslında 5 slaytlık gösteriden fazlası bana batıyor. O zaman her şeyi slayttan okuyan hocalara benzediğimi düşünerek korkuyorum. Ama abarttığıma katılıyorum.
    Çevremden sunumun güzel olduğunu duymak güzel. Ama arkadaşlarım bana soru sormadı diye küstüm birazcık. Oysa elimden geldiğinde etkileşimli bir sunum ummuştum.

    Yine kendime güvenimi kazanabilmek için son gün hazırlandım sunuma. Hatta sabah dersine gitmeme pahasına. Bu sefer mrvé sağ olsun öncekiler gibi sıkıcı bir gece olmadı. Ortalama olarak 15 dakika sıklığında tam hatırlamadığım alakasız konularda elektronik olarak mektuplaştığımız için %100 dağınık bir dikkatle hazırlanma fırsatı yakaladım. Bu da her an her probleme hazırlıklı olmak anlamına geliyor. Zira olay sırasında A. a. abaccus azizlik yaptı ve toparlamam zor olmadı. Hatta o arada slaytta olmayan bir şey aklıma bile geldi. O kadar uzaktan ancak bu kadar katkı sağlayabilirdi herhalde mrvé de… Teşekkürler.
    Yanlız anahtar sözcükleri eksik bırakmamak gerektiği çok önemli. Önem derecesine göre bir etiket bulutu bile kullanılabilir. Web 2.0 gibi bir Sunum 2.0 devrimi. :)
    Bu etiket bulutu işini sevdim bundan sonraki slaytlarımda kullanacağım!

  3. cihan on Ocak 3rd, 2008

    :) aman . eeee mervecim ne kadar haklı olduğumu sende çıkarmış oldun. bakınız alakasız bir bölüm okumakta olan sen bile flashdaki maskotumu hatırladın :)

  4. mrvé on Ocak 4th, 2008

    Tabi canım arkadaşım hatırlamam mı? Hatırlamamın nedeni senin sunumunu sınıfta dinlemiş olmamdan mı yoksa o patates kafayla bizzat uğraştığım için mi bu konuda biraz düşünmek gerek hı ne dersin?:D

  5. cihan on Ocak 4th, 2008

    canım benim demek istediğim dinlemek dinlememek değil. şöyle düşün uğraşmış olmasan 1 kere izlemiş olsan gene aklında kalmaz mıydı ? kalmaz diyorsan susuyorum.

  6. mrvé on Ocak 4th, 2008

    Polemik, polemik, polemik…
    Pek bir polemik gördüm seni :)
    Cihancım haklısın kalmasına kalırdı ama bunu bir standart haline getirmemek lazım akılda kalıcılığı için.. Seninki çok güzel bir yöntemdi ama bir standart değil demek istediğim buydu..

Leave a reply