Kanlı Nigar
Tiyatro Festivali’nin üçüncü oyunu 20 Nisan Cuma akşamı sahnelendi. Bizim takım olarak her zamanki yerimizde hazır bulunuyorduk. Sadece bir farkla o akşamlık Serkan’ın kardeşi rolünde bir başka ablamız vardı =) Büyük bir heyecanla oyunun başlamasını bekledik. Ktü Tiyatro Kulübü’nün düzenlediği her oyunda olduğu gibi bu oyundan önce de kısa bir slayt şeklinde oyuncuların tanıtımı yapıldı. Bu sırada bir de ne görelim. O müthiş yerimizin biletlerini temin ettiğimiz arkadaşımız bu tiyatroda oynuyordu kısa bir şok ve kendi aramızda konuşmadan sonra ( tiyatroda konuşulmaz bunu öğrenemedik ama telefonumuz çalınca açmıyoruz) tanıtım bitti ve oyuna daldık.
Oyunun başında kısa bir açıklama bölümünde anlatıldığı gibi günümüzce uyarlanmış Sadık Şendil tarafından kaleme alınmış ve gayet hoş bir oyundu. Türünü soracak olursanız ne komik ne trajik ne dramatik hem illa bir -ik mi getirmek lazım oyun işte ( oyundan alıntıdır )
Kanlı Nigar festivalde üniversitemizin sahnelediği ikinci oyundu nedendir bilinmez bana “Töre” den daha bi keyif verdi. Peki herşey çok mu güzeldi ? Sanırım hayır. Birçok kişinin de dikkatini çektiği üzere ikinci sahnesi birincinin tam iki katıydı. Oyun toplam 3 saati buldu. Tabiiki bunun nedeni bazı yerlerin fazla uzatılmış olmasıydı.
Tiyatroya gitmek sağlığada iyi gelirmiş bunu da öğrendik… Tabi gidersek. ( ismini hatırlamasamda Abdi Efendi seni çoooook beğendim
)
Sıradaki oyun Dörtyüzüçüncü Kilometre…
Comments(1)
Demek Cihan ikinci yarı uzundu diye sıkılmış. Evet uzundu ama ben sıkılmadım. Hatta çok sevdim. Çok kişi vardı Cihan gibi düşünen ama genelde sevmeyene rasatlamadım. Tabi yanlış anlamış da olabilirim. Oyundan sonra güzel olmasa üstüne o kadar konuşmazdık. Hatta aklımızda çoook fazla şey kaldı. (Şimdi çoğunu hatırlamasam da
)
Yine olsun yine giderim. Dediğim oyunlardan biri, ama zaten alışkanlık yaptı bir oyuna birkaç sefer gitmek, biraz da bundan kaynaklanıyor sanırım.
Yine ayakta alkışladım; özellikle Fırat’ı Kenan’ı ve Elif’i. Hatta ben Kenan’ı ancak birinci yarının sonunda tanıyabildim. Tanıyınca yerimden fırlayacak gibi oldum neredeyse. Nasıl fark edemedim. Bu kadar mı değişir insan sahnede?
Kenan’ın oynadığı dini bütün amca efendi bana çok şey kattı demem gerek. Onlardan niceler var etrafımda çünkü. Ama çok zor pek saf ve temiz oğlu gibi nazik ve maşuk olmak… Ahh ah!