Archive for the 'hayat' Category

Trabzon Havalimanı İçhatlar Binası Açıldı

Öncelikle hayırlı olsun diyerek başlayalım…

Yapımına 2006 yılında başlanan ve kısa süre önce tamamlanan içhatlar binamız dün büyük bir törenle açılmış. Açılışı da Trabzon’lu olan ve Trabzon’a AKP dönemlerinde bir çok yatırımlar yapılmasını sağlayan Bayındırlık ve İskan Bakanı Faruk Nafiz Özak ile Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım yapmış.

Trabzonda yeni bir binaya ihtiyaç varmı sorusuna  cevabım ne olurdu bilmiyorum ama kötü olmuş diyemem. Sadece bence yeni binanın iç hatlar terminali yerine geliş yada gidişe ayrılması daha iyi olurdu. Çünkü yılın her dönemi yurt dışından gelen / giden uçak olmuyor. Aktarmalı uçuşlar için de yine iç hat terminali kullanılıyor (Hacı adayları bugün iç hat terminalinden İstanbula gittiler). O açıdan bakılınca eski binanın dış hat terminaline dönmesi çok da gerekli gibi gelmedi. Ama belki de artık daha fazla uçuş olacaktır ve bu sözlerim için yanılmış olurum. Ama dediğim gibi yapılmış eh iyi olmuş diyelim.

Henüz gelen yolcu bölümünü görmedim umarım güzel olmuştur. Çünkü benim gözümde yıllardır Trabzon havalimanının en büyük eksikliği doğru dürüst bir gelen yolcu binası/bölümüne sahip olmaması idi. Hele şu son iki yıldır yeni binanın yapımı süresince çadırvari biryerden giriş yapıyorduk. Bavulları almak için biraz savaşmak gerekiyordu.

Eskisinden bu kadar bahsettik gelelim asıl meseleye. Bu sabah saat 09.05 SunExpress uçağı ile annem ve babam İstanbul’a gittiler. Bu fırsatla yeni binayı şöyle bir gezme fırsatım olur diye düşünmüştüm, oldu da. Tabii önce binaya girişten bahsedelim. Gerekli okları izleyerek iç hatlar terminalinin önüne kadar geldim, geldim ama bu ne kalabalık sanki açılış dün değildi bugün tekrar açıyorlar. Annemleri indirip ben arabayı parkedip geliyorum dedim. Tabii park etmek hiç de o kadar kolay olmadı. Ücretli parka gitmeyi planlıyordum ki; baktım orda bir bölüm var arabalar çekilmiş sıra sıra sanırım giden yolcu için bekleme bölümü yapmışlar dedim ve bende orada kendime bir yer buldum ama tam park ederken polis amca devam etmem gerektiğini, park yapılamayacağını söyledi. Kurallara uyalım dedim ve polisin dediğini yaptım ama aklımda da şu soru işareti kalmadı değil, madem yasak neden çeken hiçbir arabaya ceza yazılmamış, sözlü uyarı yetiyor ise keşke bende sözlü uyarı alsaydım da işimiz hızlı olsaydı. Neyse kuralları uygulamaktan zarar gelmez gidip aşağıdaki otoparka parkettim.

Annemleri yakalamak umuduyla hemen gittim girişe ama ne mümkün kalabalıktan içeri girmek imkansız. Toplam 2 cihaz (3 de olabilir tam hatırlayamadım bir an) vardı ama geçmeyi bekleyen aşırı bir kalabalık. İtiş kakış zorla da olsa girmeyi başardım ama gerçekten rezil bir durum biraz daha büyük kapı yapılsa ne biliyim iki farklı giriş olsa. Madem yeni yapılıyor bunu düşünmek zor olmamalı. Zaten aynı anda gelip aynı anda kalkıyor uçaklar ve böyle bir yoğunluk olacağı belliydi.

Çıkış konusunda da birşey söylemek istiyorum. Benim anlamadığım bir biçimde çıkışlar hep küçüçük yapılıyor. Yani bir adet çıkış kapısı yapmak ve yakınına güvenlik koymak çok mu zor? Tamam biri çıkarken o anda giriş yapılmasın diye düşünülmüş olabilir ama güvenlik koyarsın olur biter. Eski binadaki çıkışın hemen hemen aynısı tek fark bu sefer el ile kapı açmak zorunda olmamak. Bana eksik olarak göründü.

Annemler zar zor check-in yaptırıp yeni bir sıkıntı maratonuna yani güvenlik kontrolünden geçme aşamasına gelmişti. Tabii aynı anda 3 uçak yolcusunun olduğu ve tek bir kapı olduğu için ordan geçiş de uzun sürdü. Bir tane daha güvenlik kapısı yapılsa bu sorunda ortadan kalkardı diye düşünüyorum. Annemler güvenlik kontrolünde beklerken gazete alayım dedim; üst katta olduğunu görünce yürüyen merdivene doğru ilerledim. Ama merdivenin pek de yürüyen bir yanı yokdu gayet duruyordu. İkinci günden bu kadar aksilk beni mi buldu yoksa neydi sorun bilmiyorum ordanda yürüdüm aldım gazetemi indim, annemler sıradan sadece bir kaç adım ileri gidebilmişti.

Sanırım ilk günler sancılı geçecek. Kontroller ve check-in şaşırtıcı biçimde yavaş ilerliyor, umarım en kısa zamanda biraz daha hızlanır herşey. Bütün bunların sonunda 09.05 uçağının 09.25 de kalktığını da belirteyim. Babamın dediğine göre kalkış saati bu. İtiraf etmeliyim ki sıradaki insanları görünce ben daha geç kalkacağını düşünmüştüm ama beklediğimden hızlı olmuş.

Umarım en kısa zamanda kalan aksaklıklar da tamamlanır ve herşey rayına oturur. İlk günlerde bunların olması da normal karşılanabilir ama ben yazmak istedim. Yazımı babamların güvenlik kontrolünden geçmesini beklerken gözüme çarpan ulaştırma bakanlığının yaptırdığı iki adet tanıtım bröşürünün üzerinde yazan sözle bitireyim: Durmak yok yola devam… (Neden yazdım bilmiyorum yorumlarda birşeyler çıkar belki)

Rezalet

Bugüne kadar bir çok saçma sapan şey gördüm. Ama bu kadarına pes artık. Afyon’da kalp bölgesinden bıçaklanma sonucu hastaneye kaldırılan 14 yaşındaki bir çocuk kalp doktoru bulunmamasına karşın çok acil olması ve durumu kritik olması sebebiyle ameliyata alındı. Ameliyatı hastanenin genel cerrahlarından biri yaptı.

Buraya kadar herşey normal ama işin vahim yanı bu ameliyat görüntülerini youtube’a koymak üzere çeken bir hastane görevlisi, yetmezmiş gibi elinde cep telefonu çekim yapan başka bir doktor (!!!) – ki bu doktor olduğu söylenen kişi tamamen sivil kıyafetli – , gülen hemşireler, ana baba gününe dönmüş bir ameliyathane, dalga geçer gibi konuşan kameraman (!!!) – yada hastane görevlisi ama bence kameraman daha uygun hastalar böyle bir hizmeti haketmiyor -, ve tüm bunların yanında maske dahi takmaya tenezzül etmeyen genel cerrahımız. Böyle sağlıksız bir ortamdan gelen tek iyi haber ise çocuğun sağlığına kavuştuğu.

Hatta bu doktor kameraları alıyor onlara ameliyatı anlatıyor. Eh kameralara alışık olan doktorumuz kameralar eşliğinde muayene yapmayı da ihmal etmiyor…

Böylesine vurdumduymazlık olmaz. Hastaneye şifa bulmaya gidiyorsunuz ve böyle bir ortamda ameliyat oluyorsunuz. Pes artık yaa inanamıyorum. Diyecek birşey bulamıyorum. Hipokrat yemini nedir ya da doktor nasıl olunur? Biri bana anlatsın. Tabi ki tüm doktorlara kesinlikle birşey demiyorum ama bu durum karşısında da birazcık tepki göstermeye hakkım olduğunu düşünüyorum.

Hala izlememiş olanlar için haberturk video sitesinde bulunan videoyu yazımın sonuna ekliyorum.

- nedense sayfanın bozulmasına yol açıyordu. o yüzden videoyu kaldırdım.

Satılıktır “Yabancıya”

Trabzonda yeni açılmış olan Forum Alışveriş Merkezinden her çıkışta bakıp da güldüğümüz bir afiş vardı. Güldüğümüz diyorum çünkü hep Serkanla görüyoruz. Aslında bu ne saçmalık diye dalga geçtik ama hiç düşünmedik neden böyle birşey olur. Ya da neden bu siyah üzerine beyazla yazılmış da beyaz üzerine siyah değil diye…

Ablam ve eniştemle sohbet esnasında konusu açılmasa hiç bilmeyecektim meğer o bir protestoymuş. Neyi mi güzel yurdumun yabancıya sınırsız hizmet kendi evladına ise sıkıntı çıkartmasını. Karşısında duran “yeşil alan” üzerine yapılmış forum alışveriş merkezinin karşısında yarım kalmış inşaat şekilnde durmak sonunda tak ettirmiş iş adamına. 15 yıl önce kendi memleketime yatırım yapayım diyerek yola çıkmış ama sorunlar bitmemiş. İlk başta alışveriş merkezi diye planlanan inşaat sonra 5 yıldızlı otele dönüşmüş taa ki belediye izni alana kadar. Derken seçim olmuş yeni seçim sonrası yeni başkanlığa müraacatlar vs ve izin çıkar. Bu seferde deniz manzarası kesilen yurdum insanı dava açar ve davayı kazanır inşaat yeniden durdurulur. Bunlarda herhangi bir sorun yok belki sadece bunlar olsa iş adamımız da susardı ama karşısında yeşil alan olarak tabir edilen ve normalde imar izni olmayan alana kocaman alışveriş merkezi dikilince (Hollanda ortaklı) bir de yine çok uzak olmayan bir yere yabancı ortaklı otel sorunsuzca yapılınca insanın yabancı olası geliyor tabii.

O da demiş karşısında alışveriş merkezi var ben satayım bunu bir yabancıya o da hemen bitirsin bu oteli diye…  Hem yabancılar herşeyimizi ele geçiriyor o satılmasın bu satılmasın diyoruz hemde kendi adamımızın yapacağı işe çomak sokuyoruz. Gerisi yorumsuz…

« Önceki Sayfa