Archive for Nisan, 2007

The Biotechniques Virtual Laboratory / Sanal Biyoteknikler Laboratuarı

Siteler arasında gezinirken biraz da bilimsel birşeylerle ilgileneyim derken çok güzel bir site ile karşılaştım. Utah Üniversitesi tarafından sunulan sanal olarak biyotekniklerden bahsedilen bu sitede DNA eldesi, Jel Elektroforezi ve DNA Microarray önce bir kaç adımda anlatılıyor ardından da uygulamalı biçimde özetlenerek bizlere sanal olarak bu uygulamaları yapmamızı sağlıyor. Mesela DNA eldesi yaparken ağız içinden epitel hücreleri alıyoruz, daha sonra genelde pipetörler yardımıyla bazı maddeleri tüplere aktarıyoruz bence gayet hoş. Tabii ki ingilizce olması belki ingilizce bilmeyen arkadaşlarımız için sorun yaratabilir ama mantığı görmek açısından sadece izlemek bile güzel oluyor. Fazla söze gerek yok buyrun burdan başlayın.


Kanlı Nigar

Tiyatro Festivali’nin üçüncü oyunu 20 Nisan Cuma akşamı sahnelendi. Bizim takım olarak her zamanki yerimizde hazır bulunuyorduk. Sadece bir farkla o akşamlık Serkan’ın kardeşi rolünde bir başka ablamız vardı =) Büyük bir heyecanla oyunun başlamasını bekledik. Ktü Tiyatro Kulübü’nün düzenlediği her oyunda olduğu gibi bu oyundan önce de kısa bir slayt şeklinde oyuncuların tanıtımı yapıldı. Bu sırada bir de ne görelim. O müthiş yerimizin biletlerini temin ettiğimiz arkadaşımız bu tiyatroda oynuyordu kısa bir şok ve kendi aramızda konuşmadan sonra ( tiyatroda konuşulmaz bunu öğrenemedik ama telefonumuz çalınca açmıyoruz) tanıtım bitti ve oyuna daldık.

Oyunun başında kısa bir açıklama bölümünde anlatıldığı gibi günümüzce uyarlanmış Sadık Şendil tarafından kaleme alınmış ve gayet hoş bir oyundu. Türünü soracak olursanız ne komik ne trajik ne dramatik hem illa bir -ik mi getirmek lazım oyun işte ( oyundan alıntıdır )

Kanlı Nigar festivalde üniversitemizin sahnelediği ikinci oyundu nedendir bilinmez bana “Töre” den daha bi keyif verdi. Peki herşey çok mu güzeldi ? Sanırım hayır. Birçok kişinin de dikkatini çektiği üzere ikinci sahnesi birincinin tam iki katıydı. Oyun toplam 3 saati buldu. Tabiiki bunun nedeni bazı yerlerin fazla uzatılmış olmasıydı.

Tiyatroya gitmek sağlığada iyi gelirmiş bunu da öğrendik… Tabi gidersek. ( ismini hatırlamasamda Abdi Efendi seni çoooook beğendim :) )

Sıradaki oyun Dörtyüzüçüncü Kilometre…

Töre

Karadeniz Teknik Üniversitesi 5. Ulusal Üniversitelerarası Tiyatro Festivali’nin ikinci oyunu bu akşam sahnelendi. Karadeniz Teknik Üniversitesi Tiyatro Kulübü öğrencileri tarafından sergilenen oyun Turgut Özakman imzası taşıyor. Her ne kadar pazartesi günü izlemiş olduğumuz “Hangisi Babası” adlı eserin etkisinden tam olarak kurtulamadığımız için muhteşem görünmese de şahsen ben tatmin oldum. Özellikle Fatih Terim ve Nihat Doğan bölümleri çok eğlenceliydi. Ama oyunda anlatılan vurgulanan şey yani Töre bizlere iyice aktarıldı.

Bu benim eseri ilk izleyişimdi yanımda kıdemli izleyici arkadaşlarım vardı ve onlar tabiiki benden daha iyi değerlendirme şansını yakaladılar. Bakalım Serkan ne demiş…

Hangisi Babası

Karadeniz Teknik Üniversitesinde nihayet tiyatro haftası başladı. Geçen sene çok istemiş olmama rağmen gidememiştim. Bu sene ise günler öncesinden kombinemi ayarladım. Yerimize oturduğumuzda biletleri ayarlayan Serkan’a çok çapraz olduğundan dolayı dert yansamda oyun bitişinde aynı ben “Serkan yerimiz süperdi” cümlesini kurmaktan kendimi alıkoyamadım. Bu kadar genel tanıtım yeter birazda oyundan bahsedelim. hem yazıyıda kısa kesip uyumak lazım malum bu akşamda tiyatro var =)

Biz her nekadar Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nin oyununu izlemek üzere gitmiş olsak da gelmedikleri için ( iyi de olmuş ) Giresun Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nun oynadığı Ray Cooney’e ait Hangisi Babası adlı eseri izledik. Oyun bir koşuşturmacayla başlıyor ve bu koşu oyun bitene kadar sizide içine katıyor. Belkide demiyeceğim hayatım boyunca izlediğim kesinlikle en güzel komedi oyunu bu eserdi. Gülmekten yerlere yattık resmen. Hatta o kadar abarttık ki gülmeyi benim deyimimle gülmekten yorulduk.

Tabi bu oyunu izledikten sonra tiyatrodan ne kadar uzak kaldığımı da hatırladım. Umarım tiyatro festivali sayesinde bu açığı az da olsa kapatır ve elimden geldiğince tiyatroyla aramı daha iyi tutmaya çalışırım.

Sıradaki Oyun: Töre …

KTÜ ve Fedora ???

Bundan bir iki hafta öncesine kadar birisi benden KTÜ ve Fedora kelimelerini aynı cümle içinde kullanmamı isteseydi muhtemelen kuracağım cümleler:

KTÜ’de Fedora imkansız.

KTÜ bağlantısıyla Fedora indirmek kaç gün alır.

gibi şeyler olurdu. Aslında bu yazı biraz gecikmiş bayat haber gibi dursada ben gözlerimle görmeden inanmadım inanmak istemedim belkide.

Herşey Serkan‘ın bir telefonuyla başlamıştı. Birşeylerden bahsediyordu kütüphaneye gitmiş şans eseri bilgisayarlara bir göz ucuyla bakarken ona tanıdık gelen ama kütüphane için ise bir o kadar yabancı bir masaüstü ile karşılaşmıştı. Birden içimden acaba beni kandırıyormu diye düşünmedim desem yalan olur. Çünkü daha bir hafta öncesinde Microsoft yetkililerinin verdiği bir seminerde idik ve ordan bakınca üniversitemizde Linux kurulu bir bilgisayar görmek ( bizimkiler dışında ) hayal gibi görünüyordu.

Sınavların araya girmesinden dolayı bir türlü gidip kütüphanedeki Fedoraları görmek nasip olmamıştı taa ki bugüne kadar. Serkan’ı da yanıma aldım ve bir kütüphane keşif turuna çıktık. Gördüklerim gerçekten benim için şaşırtıcıydı. Şimdilik üstlerinde sadece katalog tarama içindir yazsa da kütüphanemizde Linux kurulu bilgisayarlar görmek çok güzel.

Hem kimbilir belki çok yakında bir de GNU & Linux Kulübü’müz olur. Neden olmasın ki… Umarım bu kulübün kurulduğu haberini de çok yakında buradan duyurma şansını yakalarım.

Bir molanın daha sonuna geldik. Sırada Organik Kimya ve Histoloji Sınav Hazırlık Programı var…

Sonraki Sayfa »