cihan.us

Biyoloji bölümünde öğrenci olmak

16 Ekim 2011 Â· Biology · Biyoloji · Tümü Â·  · · · · ·

Bu yazımda biyoloji bölümü okuyanlara kısa kısa öneriler ve bilgiler vermek istedim. Bundan 6 yıl önce bölüme ilk girdiğim gün gözümün önünde ve bakınca kimi zaman neden bu bölümü seçtim desem de sanırım şimdilik olmak istediğim yerdeyim. Ve bu benim için büyük bir şans ne yazık ki herkesin tüm istedikleri olmuyor. Eğer bu yazıyı okuyor ve biyoloij bölümüne yeni başlamış iseniz yazacaklarımı belki umursamayacaksınız kabul etmeyeceksiniz ama emin olun mezun olduğunuzda bir çok noktada aynı düşünüyor olacağız.

Yazıyı soru cevap olarak götürelim:

Soru 1: Biyoloji bölümü zor mudur?

Cevap: Bu sorunun cevabı tamamen size bağlı ama şunu söyleyebilirim eğer mantıklı bir üniversitede okuyorsanız (bazı üniversiteler dönemde 15 ders veriyor onları ayrı tutuyorum) muhtemelen çok zorlanmadan bitirebilirsiniz. Tabi ki her bölümde zor hocalar vardır. Sorularıyla terletecek kişiler vardır ama sonuç itibariyle bölüm olarak biraz da ezberiniz iyiyse zorlanmadan sınıf geçebilirsiniz.

Soru 2: Dersleri geçmek gelecek için yeterli mi?

Cevap: Üstteki sorudan ayrı olarak cevaplamak istediÄŸim bir soru. Kesinlikle ama kesinlikle notlarınızı yüksek tutmalısınız. Bu her bölüm için geçerli olsa da bizim bölümümüzde biraz daha öne çıkıyor. Çünkü hem pedagojik formasyon sertifikası alırken (ÅŸimdilik lisans notuna bakıyorlar seneye belki hiç verilmez olur kimbilir ama ÅŸuanki kriter bu) notunuzun önemini göreceksiniz. Bir çok üniversitede yüksek notla mezun olan kiÅŸiler teker teker girerken siz daha çok çalışmalıydım demek istemiyorsanız bunu unutmayın. EÄŸer akademik olarak bir gelecek planlıyorsanız heryerde karşınıza çıkacak olan en büyük sorunlardan biri bu olacak çünkü kadro almak için her aÅŸamada lisans notunuz isteniyor. Ayrıca burs almak için de en azından 3.20′nin üzerinde ortalamaya sahip olmalısınız.

Soru 3: Yüksek lisans yapmak istiyorum ne yapmalıyım?

Cevap: Öncelikle hangi alanda ilerlemek istediÄŸinizi belirlerken çok hızlı olmayın. Elinizde imkan varsa yazları zorunlu olmasa bile staj yapın ve farklı alanlarda neler yapıldığını görün. Bölümünüzdeki araÅŸtırma laboratuarında hocalarınıza su taşıyacak bile olsanız bir çok bilgi edinebiliyorsunuz emin olun. Alanınızı belirledikten sonra da o alanda birÅŸeyler yapmaya çalışın. Staj yapma imkanınız yoksa en azından o alandaki konuları, yapılan deneyleri incelemiÅŸ bilgi edinmiÅŸ olun. Yarın bir gün yüksek lisans mülakatında alanınızı söylediÄŸinizde o konuda bilginiz olduÄŸunu gösterin. Yine ortalamanızı elinizden geldiÄŸince yüksek tutun. ALES sınavına 3. sınıfın ikinci dönemi öylesine de olsa girin. Sadece soru tiplerini ve fazla çalışmadan ne yapabildiÄŸinizi görmek için bunu yapın emin olun stres olmadan gireceÄŸiniz bu sınav belki de en yüksek puan alacağınız sınav olacak…

Soru 4: Burs ve staj olanakları?

Cevap: Lisans okurken kyk bursu (ki genellikle kredi çıkar) dışındaki seçenekler torpiliniz yoksa çok muhtemel görünmüyor ama üniversitelerinizin kendi bursları olur bunları takip edin. Yüksek lisansta ise özellikle TÜBİTAK bursu çok büyük kolaylık sağlar. Kadro almanın çok zor olduğu ve 50d kadronun doktora sonuna kadar olduğu göz önüne alınınca aynen doktora sonuna kadar süren bir burs kesinlikle kafanızı rahatlatacak motivasyonunuzu arttıracaktır. Staj olanaklarına bakacak olursak bir çok üniversite zorunlu staj yaptırıyor ve gerek hastanelerde gerekse başka üniversitelerin araştırma laboratuarlarında kısa dönemli staj imkanları sunuluyor. Ama staj zorunlu olmasa bile kesinlikle yapılmalı. En basitinden yakınlardaki bir hastaneye gidip biyokimya ya da mikrobiyoloji labotaruarında staj yapmanız size bir çok şey öğretecektir.

Soru 5: Kadro almak kolay mı?

Cevap: Kadro konusu bütün bölümler için sıkıntı yaşatan bir durum. Tabiki kadro almak istediğiniz alan bu konuda önemli. Kimi alanlarda Türkiye genelinde yılda birkaç kadro açılırken bazı alanlar çok daha fazla şans bulmakta. Son yıllarda bir çok üniversitenin açılıyor olması da umut verici bir durum.

Soru 6: Yurt dışı olanakları neler?

Cevap: Öncelikle lisans okurken Erasmus imkanlarını zorlamalısınız. Bu sizin için çok büyük bir deneyim olmakla beraber büyük ihtimalle yurt dışında yüksek lisans kapısını aralamak için anahtar da olacaktır. Çünkü erasmus ile yurt dışına giden ve oradaki hocaları tarafından master teklifi alan birçok kişi tanıyorum. Tabiki erasmus ile gitmenin dezavantajları da var. Örneğin bazı üniversiteler döndüğünüz zaman almış olduğunuz krediler düşük sayabiliyorlar ve sırf bu yüzden bir dönem okul uzatmak zorunda bile kalabiliyorsunuz. Ama zamanını doğru ayarlayıp bu bahsettiğim durumu da erasmus koordinatörünüzle konuşursanız orada seçeceğiniz dersler konusunda daha dikkatli olup sorunsuz biçimde lisansınızı bitirebilirsiniz. Erasmus şansı yüksek lisans yaparken de bulunmakta. Staj hareketliliği adı altında birkaç aylığına gidip teknik öğrenebilir, teziniz için bir takım çalışmalarınızı yapabilirsiniz.

Aslında daha bir çok soru ve cevap var ama ÅŸimdilik aklıma bunlar geliyor. Belki daha sonra yeni bir yazı ile baÅŸka soru cevaplar ekleyebilirim. Ya da yorum kısmına gelen soruları cevaplama yöntemini de seçebilirim…

3

Hayat devam eder

29 AÄŸustos 2011 Â· KiÅŸisel · Tümü

Kaç ay olmuş bir şeyler yazmayalı. O kadar çok şey oldu ki hayatımda herhalde 5 10 yazı birden çıkardı. Sanırım facebook, friendfeed, twitter hatta şimdi son olarak Google+ derken gerçekten fazlasıyla boşladım burayı.

Sabah sabah okula gelip pasaj yapmam gerekmese sanırım hiç uğrayacağım da yoktu bloga. Ama can sıkıntısından bir de buraları kontrol edeyim dedim.

Son bir kaç ayın özetine bile gerek yok yakında yeni geliÅŸmeleri yazarım herhalde. Ama buradan özellikle eÄŸitim fakültelerinde okuyup (5 yıllık bölümlerde okuyan ve tezsiz yüksek lisans mezunu sayılarak bitirecek olan) baÅŸka bir alanda yüksek lisans yapmayı planlayan erkeklere ufak bir mesajım var. Askeriye tecilinizi uzatmıyor yani okulu bitirdikten sonra 2 yıl içinde daha yüksek bir eÄŸitime baÅŸlamadığınız taktirde askere alınıyorsunuz biline…

0

Türk Mantığı – Bu hafta nasıl biter?

24 Nisan 2011 Â· KiÅŸisel · Tümü Â·  · · ·

Evet biz Türkler genellikle bize verilen iÅŸleri son güne bırakmaya bayılırız. Kimi kiÅŸiler için hiçbir performans kaybı yaÅŸatmazken kimileri için ise tam anlamıyla felaketle sonuçlanan olaylar görülür. İş yaÅŸamında bu konunun biraz önüne geçilebildiÄŸine inanıyorum. En azından maddi bir getirisi söz konusu olduÄŸundan iÅŸleri sallamak çok istenen birÅŸey olmasa gerek ( tabi çalışanlara sormak lazım bu durumu…)

Ama öğrencilerin bir çoğu hatta erkeklerin tamamına yakını bu bahsettiğim mantıkla yaşamaktadır. Özellikle sınav dönemleri tam anlamıyla harikadır. Uyumamak için bir sürü buluşlar yapan gençlerimiz yeri geldimi 400 sayfalık kitabı 1 gecede özetleme kapasitesine sahiptir. Ha birde sıçtın mavisi konusu var. Ona burada hiç girmeyeyim diyorum. Sonuç olarak boşuna denmiyor bir Türk dünyaya bedel diye. Hergün bu kadar çok çalıştığımızı bir düşünsenize?

Peki baÅŸlığın ikinci kısmına gelecek olursak bu haftada beni bekleyenlerden bahsedeyim. Öncelikle Apoptoz dersi için yarın akÅŸam 23:59′a kadar bitirip mail atmış olmam gereken 1 adet derleme makalenin özetlendiÄŸi sunum. Salı günü için ise bir 1 adet “Plasmid addiction” sunumu hazırlamam ve yine aynı gün olacağım Biyoetik dersinin vizesi için çalışmam gerek. ÇarÅŸamba gününe bakacak olursak pazartesi günü mail ile gönderdiÄŸim makalenin sunumunu yapmalıyım. Cuma günü için ise lisans hayatımda 3 senede zor geçtiÄŸim Organik kimya dersinin konularını bolca içeren bir Moleküler biyolojide spektral analizler ders vizesi için çalışmalıyım. Haa unutmadan perÅŸembe ÅŸimdilik boÅŸ ama muhtemelen o gün de DNA parmak izi dersi vizesi eklenir diye düşünüyorum.

Lisans hayatımda son gece ağırlıklı çalışmanın lisansı bitirmek için yeterli olacağını ispatlamıştım ama sanırım yüksek lisansta bu olay o kadar kolay olmayacak ki olmamalı da zaten. Åžuanda lisans döneminde neden daha çok çalışmamışım sadece sınav geçeyim diye uÄŸraÅŸmışım diyorum kendime…

Neyse bu kadar mola yeter hadi bana kolay gelsin…

0

James Watson Boğaziçi Üniversitesinde

19 Nisan 2011 Â· Biology · Biyoloji · Tümü Â·  · · ·

Bugün DNA Günü KonuÅŸması adı altında çeÅŸitli ülkelerde sunumlar vermiÅŸ olan James D. Watson BoÄŸaziçi Üniversitesi’nde bir konuÅŸma yaptı. James Watson’ı ünlü yapan şüphesiz Francis Crick ile beraber yaptıkları çalışmalar ve bu ikilinin Maurice Wilkins ile birlikte 1962 yılında Nobel ödülü almasıdır. Ama bunun yanında ırkçı söylemleri de Watson için ayrı bir yer tutmakta. Hatta bu söylemleri yüzünden kendi kurduÄŸu ve 39 yıl boyunca çalışmış olduÄŸu laboratuardan bile ayrılmak zorunda kalmış.

BoÄŸaziçi üniversitesinden bir önceki sunumunu cuma günü Yunanistan’da yapan Watson orada bir grup tarafından saldırıya uÄŸramış ama herhangi bir yara almadan bu durum atlatılmış. (Kaynak)

Bu haberi okuduktan sonra acaba İstanbul’da kendisini çok büyük olayların beklemediÄŸini düşünmüştüm. Ama gelenek bozulmadı ve bugün de yuhlamalar, çeÅŸitli pankartlar ve salon dışında çeÅŸitli eylemler yapıldı. Salon içinde neler olduÄŸu konusunda en ufak bir bilgim bile yok.

Bölüm olarak beraber gitmeye karar verdik ve aracımıza atlayıp etkinlik başlamadan yaklaşık 1 saat önce yola çıktık. Aslında çok büyük katılım olması beklenen bir etkinlik için çok geç kaldığımız belliydi ama yine de bir umut gireriz diye düşündük. Üniversiteye vardığımızda ise yüzlerce kişinin sıra beklediğini ve buna rağmen kapıların kapatıldığıyla karşılaştık. Neyse ki dışarıya bir ekran kurulmuş ve bu sayede içeride neler olup bittiğinden haberimiz olabiliyordu.

Öyle kalabalık vardı ki öğrenciler içeri girebilmek için her yolu deniyordu. Camlardan içeri girmeye çalışanlar, alt kapıyı, arka kapıları deneyenler… Biz de arka kapıdan girmeyi denerken ÅŸans eseri Watson’ın binaya giriÅŸine ÅŸahit olma ÅŸansını yakaladık ki bu bizim onu ekran dışında ilk ve son görüşümüz oldu. Daha sonra sadece bir kaç ÅŸanslı arkadaşımız arka kapıdan içeri girebildi bizler ise dışarıda beklemek zorunda kaldık. Hava çok soÄŸuk olmasına raÄŸmen yine de bence dışarıda ekrandan da olsa izlemek için bekleyen büyük bir topluluk vardı.

Daha sonra program konser ile baÅŸladı ve ardından çeÅŸitli hocalar tarafından konuÅŸmalar yapıldı. Watson hakkında bilgiler verildi geçmiÅŸi anlatılarak tanıtımı yapıldı (lise öğrencilerinin nerede olduklarını biraz daha anlaması için gerekli olduÄŸu belirtilerek…) Daha sonra Watson davet edildi ve ders baÅŸladı. İşte bu an bizim için tam bir hayal kırıklığıydı çünkü ne olduÄŸunu anlayamadığımız konser de bile çalışan ses sistemi bir anda gitmiÅŸti ve Watson davet edildiÄŸi andan itibaren sadece görüntü ile yetinmek zorunda kalmıştık. Bu olay yaklaşık 10 – 15 dakika devam edince oradan ayrıldık. Sanırım bizden sonra ses sistemi düzeltilmiÅŸ ama ne kadar verimli gitti bilemiyorum.

Sonuç olarak çok daha güzel düzenlenebilecek bir organizasyondu. Tabi becerebiliyorsan buyur kendin getir denilebilir ama koskoca BoÄŸaziçi üniversitesi’nde dünyaca ünlü birini ağırlarken çok daha büyük bir salon kullanılabilirdi diye düşünüyorum. Ayrıca içeride bir çok öğretim görevlisi ve lise öğrencisi varken saatler öncesinden gelen (bizim grup için söylemiyorum çok daha önceden gelen kiÅŸilerin de içeri giremediÄŸine ÅŸahit oldum) lisans ve yüksek lisans öğrencileri dışarıda kalmıştı bu da ayrı bir handikap olarak ele alınabilir. Yine de aksaklıklara raÄŸmen dışarıda bir ekran kurmak gerçekten güzel düşünceydi. Havanın ve ses sisteminin azizliÄŸine uÄŸramasalar belki salonun küçük olması bile kabul edilebilir hale gelecekti…

Umarım içeride çok büyük olaylar olmamıştır ve sunumunu rahatça yapıp rahatça salondan ayrılabilmiÅŸtir. Ayrıca umarım ülkemizde bu gibi önemli kiÅŸileri tekrar görebilmek, büyük çaplı bilimsel organizasyonlara ev sahibi yapabilmek nasip olur…

3

Yetenekler.im

11 Nisan 2011 Â· Tümü Â·  · ·

 

 

Bugüne kadar bir çok projeye beraber başlayıp sonunu getiremediğimiz değerli arkadaşım Serkan bu sefer ne olursa olsun deyip yeni projesini yayına aldı. Şimdi projeye bakınca bir nevi about.me ya da kimdir.com çakması diye düşünenler olabilir. Ama en azından kimdir.com ile kıyaslarsam o projenin yayınlanmasından daha önceden planlanmış bir proje olduğunu söyleyebilirim. Google servislerinin yasaklanması nedeniyle sansüre takılan appspot üzerinde başlayan hikaye dün itibariyle django altyapısı ile yeniden hayat bulmuş oldu.

Kısaca bahsetmek gerekirse (anladığım kadarıyla) sloganından da anlaşılacağı üzere yetenekli kimseleri bulmak, kişileri yeteneklerine göre aramak amaçlı başlamış. Henüz daha çok yeni bir proje ama logo hariç her noktası Serkan tarafından defalarca değiştirilmiştir ve en kararlı olacak şekilde yapılmıştır diyebilirim.

Eğer projeye biraz katkım olsun diyorsanız denemenizi ve daha iyi hale gelebilmesi için neler yapılması gerektiğini kendisine raporlamanızı tavsiye ederim.

Son sözüm Serkan’a: birlikte baÅŸaramadığımız hayaller için bir adım olması dileÄŸiyle…

2