15 Eylül 2010 ·
Tümü ·
hayat ·
Kişisel ·
thy
Aslında bu olayı en iyi bilenlerden birine bizzat bir pilota sorup ondan aldığım cevapla beraber yazacaktım ama dayanamadım.
Dün sabah (15.09.2010)  TK 2839 sefer sayılı uçak ile İstanbul’a geldim. Bir saat kırk dakika sürecek bir yolculuk yapmak ve uykusuzluk dışında bir problem de görülmüyordu. Daha önce bir kaç uçuÅŸta uçak tekerleklerini yere deÄŸdirir deÄŸdirmez telefonunu açanlara rastlamıştım. Hatta bir seferinde bir beyefendi havaalanının park yerine para vermemek için girmeyip dışarıda bekleyen yakınına indiÄŸimizi haber vermek için açmış geldik ineceÄŸiz birazdan demiÅŸti. Kendisine uçağın etkilenebileceÄŸini ve sorun yaÅŸanabileceÄŸini anlatan hostese de ben daha önce de açtım birÅŸey olmuyor cevabını vermiÅŸti.
Bu uçuÅŸta da aynı ÅŸekilde uçak pist üzerinde seyir halindeyken arkamdaki teyzenin telefonu çaldı. Teyze ÅŸimdi iniyoruz dedi ve kısa bir kaç cümlelik konuÅŸmanın ardından telefonunu kapattı. Yan taraftakilerin telefonunuz uçuÅŸ süresince açık mıydı sorusuna aldıkları cevap ise ÅŸok eden nokta oldu. “Evet açıktı, giderken kapatın demiÅŸlerdi kapatmıştım ama bu sefer anons yapılmadı bende kapatmadım.” oysa ki ikiÅŸer kere iki farklı dilde anons yapılmıştı. Teyzeye bunu söylediklerinde duymamışım dedi ve sonra da yanındakilere kapatmak gerekiyormuÅŸ uçakta gibisinden bir cümle kurdu. O an düşündüm güler misin aÄŸlar mısın diye. O telefon bir kaç dakika önce gelseydi iniÅŸ anındayken acaba uçaÄŸa nasıl bir etkisi olabilirdi. Bir de anonslar acaba yetersiz mi diye düşündüm cevap bulamadım. Ne yapmalı acaba?
İşte bunu bir bilene sormak lazım. Yoksa zaten önlem alınıyor ama çok küçük bir risk olduÄŸundan mı kapatın deniliyor. Bir bilen olsa da anlatsa çok iyi olur aslında…
16 Ağustos 2010 ·
Tümü ·
iett ·
istanbul
Bugün ilk defa bir otobüs şöförü beni hayrete düşürdü. Binbir çeşit şöför görmüştüm ama bu seferki olay gibisini hiç yaşamamıştım. Aslında belki birine yardım etmek için koltuğa oturmuştu (mümkün mü bilmiyorum ) belki de ilk seferiydi. Ama biz yani o anki yolcular için çok daha farklı bir sefer olabilirdi.
Öyle bir anlattım ki çok büyük bir olay var sanılacak. Aslına bakacak olursak büyük bir olay bence. Zira şöförümüz ÅŸuradan geçiyor mu tarzında soru soran yolculara cevap vermek için önce baÅŸka bir şöföre sorarak daha sonra da bir sonraki soruya da diÄŸer yolcuların evet geçer demesiyle cevap verebildi. Bu konuÅŸmalardan önce gerçekleÅŸen ve acaba nasıl bir yolculuk olacak dedirten ise şöförümüzün birisine (hareket amiri yada baÅŸka bir şöför olabilir) nasıl gideceÄŸini sorması oldu. Minibüs yolunu mu takip ediyoruz ÅŸeklinde bir soru sordu ve diÄŸer kiÅŸi soruyu cevapladı. Neyse ki şöför yolu anladığından ya da biraz ileride daha önce kalkan ve enazından benim ineceÄŸim noktaya kadar aynı yolu izleyecek olduÄŸumuzu bildiÄŸim bir baÅŸka otobüsü yakaladığımızdan mı bilinmez hiç yol ÅŸaşırmadan gidebildik. EÄŸer yanlış bir araya girsek kocaman otobüs oradan nasıl çıkardı düşünmek bile istemiyorum…
Bu da bugünün garip olayı olsun. Bakalım yarın bize neler getirecek…
11 Ağustos 2010 ·
Tümü ·
bilim ·
Biyoloji ·
deney ·
sinema

Bugün Burcu’yla beraber sinemaya gitmeye karar verdik. İki biyoloji öğrencisi olduÄŸumuzdan ( yüksek lisansa baÅŸladığım için yeniden öğrenci oldum ) olsa gerek ilgimizi çok çeken bir filme gitmeye karar verdik: DENEY. Film çeÅŸitli hayvan DNA’larını birleÅŸtirip yeni canlı oluÅŸturan iki ünlü bilim adamının yarı insan yarı yaratık canlı oluÅŸturma maceralarını konu alıyor. Bolca bilim girmiÅŸ iÅŸin içine ve bu da bence gayet çekiciydi. Bu tür çalışmaların zaten günümüzde de planlandığı fakat etik nedenlerden dolayı yapılmadığı ya da yer altında sürdüğünü duymuÅŸtum. Hatta direk insan çalışmaları yerine yarı insan yarı hayvan canlılar oluÅŸturup onların vücutlarında üretilecek olan organların hayatımızı kurtarmasından ve bir çok hastalığın çözümünün bulunabileceÄŸini de öğrenmiÅŸtim. İşte bu filmde de hikayemizin gerçeklemiÅŸ halini gördük. Vizyona gireli sanırım iki ay oldu bu yüzden bir çok sinemada gösterimde deÄŸildi. Nihayet galeria’daki sinemada seans bulabildik. Ayrıca gösterimden kalkmak üzere olduÄŸundan mıdır, yoksa çok sevilmediÄŸinden mi, ya da galeria’nın tadilatından mı (gerçekten buz pistini herÅŸeyini övdüğüm galerianın tadilatta olduÄŸunu ve bomboÅŸ olduÄŸunu görmek beni çok ÅŸaşırttı) bilemiyorum salonda sadece ikimiz vardık. Hatta öyle ki film bittiÄŸinde makinist de bizi unutmuÅŸ olacak kimsecikler kapıyı açmaya gelmedi. Exit yazan kapıdan çıkma denememiz bu kapının makinistin alanına çıktığını öğrenmemizle son buldu ve girdiÄŸimiz kapıdan kendimiz çıktık. Her neyse eÄŸer bu tarz filmleri seviyorsanız, bilime de birazcık ilginiz varsa güzel bir tercih olabilir…
07 Ağustos 2010 ·
Kişisel ·
Tümü ·
django ·
hayat ·
Kişisel ·
python
Koskoca dört ay olmuÅŸ ben yazmayalı. Vallahi bu ne biçim iÅŸtir ben de anlamadım. Aslına bakacak olursak o kadar da çok ÅŸey oldu ki bu süre zarfında… Mesela üniversiteyi bitirdim. Artık bir biyoloji öğretmeniyim. Sonracığıma bir uluslararası kongrede görevli olarak çalıştım. Sonra okumayı çok sevdiÄŸimden midir nedir bilinmez biraz daha üniversitede kalayım dedim. Kalktım İstanbullara geldim. Tabi buraya gelmemin özel bir sebebi var o ayrı
Öğrencilik hayatıma artık İstanbul Üniversitesi bünyesinde moleküler biyoloji ve genetik bölümünde yüksek lisans öğrencisi olarak devam edeceğim. Bakalım çalışacağım konu belli olduktan sonra buradan o konu hakkında da birşeyler paylaşmayı düşünüyorum. Artık bilimsel paylaşımlara da girsek hiç fena olmaz değil mi
Tabi bütün bunların yanında programlamaya da devam ediyorum. Python ile ciddi bir çalışma içerisindeyiz. Hatta kafamdaki tüm projeleri bir süreliÄŸine erteledim ve django ile hiç ilgilenmeden sadece python ile konsoldan çalışan oyuncaklar yaparak kendimi geliÅŸtirmeye karar verdim. Mesela bugün Serkan‘dan benim için django ile ufak bir uygulama geliÅŸtirmesini istedim. Eskiden olsa kendim yapacağım der oturur uÄŸraşır elimden geldiÄŸince hallederdim. Ama o kadar bile ilgilenmek istemiyorum. Çünkü sonrasında duramıyor devam ediyor yandan python ile ilerlemeyi bırakıyorum. Bir çok eksik kalıyor bu da benim için hiç iyi olmuyor.
Serkanın yazdığı uygulama ne mi? Aslında çok basit ve internette bir çok örneği olan bir uygulamayı bana özel olarak yapmasını istedim. Bir yapılacaklar listesine ihtiyacım vardı. Sürekli internette dolaşırken yada herhangi bir yerde başkasının bilgisayarı ile uğraşırken aklıma yeni yeni şeyler geliyor. Bir yere not etsem de sonrasında kaybediyorum. Hatta masamın üstüne yapışkan kağıtla koysam bile bir yolunu bulabiliyorum yok etmek için. Ama artık internetimin olması yeterli anında notumu alacağım. Şimdilik sadece admin panelden erişiliyor zaten fazlasına da gerek yok ama belki sırf bir şeyler tasarlamak adına denemeler de yapabilirim yakında.
Her neyse ÅŸimdilik bu kadar yeter. Yakında yeni yazılarımla burada olacağım…
Karadeniz Teknik Üniversitesi Biyoloji Kulübü olarak beÅŸ yıldır düzenlediÄŸimiz bir organizasyonumuz var adı: Moleküler Biyoteknoloji Bahar Okulu. Bu sene beÅŸincisini 22 – 25 Nisan 2010 tarihleri arasında gerçekleÅŸtirdik. Aslında katılım beklediÄŸimizden daha az gerçeklemiÅŸ olsa da sunumlar gerçekten çok güzeldi. Bizleri kırmayıp aramıza katılan bütün hocalarımıza bir teÅŸekkür de buradan ediyorum. Bahar okulu sonrasında bana kalan boÄŸazımdaki aÄŸrı, akan bir burun, gün boyu öksürük oldu. Her neyse bahar okulunu baÅŸka bir gün yazarım belki.
Başlığa bakınca ne alaka demiş olabilirsiniz sonrasında üstteki paragrafı okuduğunuzda haa tamam pardus ile ilgili bir etkinlik yapıldı diye düşüneceksiniz. Aslına bakacak olursak benim de istediğim buydu. Organizasyonda pardus tanıtmak amacıyla bir stand kurma fikri ile başladı herşey. İstediğim sadece bir kaç ürün (sticker, cd vs) idi. İletişime geçtim ve karşı taraftan bir sunum yapsak bu şekilde bir tanıtım nasıl olur cevabını aldım. Körün istediği bir göz Allah verdi iki göz misali balıklama daldım olaya. Hemen büyük heyecanla hocadan izin aldım sonra tamam sunumunuz çok güzel olur diye cevap verdim. Tanıtımlar ile ilgilenen kişilerin telefonlarını aldım ve ertesi gün hemen telefona sarıldım.
Konuşma pek istediğim gibi geçmedi bizim etkinliğimizden bir gün önce başka bir yerde sunumda bulunmaları gerekiyordu. Bu durum anlayışla karşılanabilir birşeydi fakat biyoloji öğrencilerine pardus sunumu yapmak çok mantıklı gelmedi, karşımızda uyuyan bir kitle görmek istemeyiz şeklinde yorumlar ile bu durumun süslenmesi beni çok şaşırttı. Zira ben pardusun her kesimden insanlara tanıtılması, öğretilmesi gerektiğini düşünüyorum. Sadece bilgisayar ile alakalı bölümlerde tanıtım yapmak yeterli olmamalı. Mail ile organizasyonun tanıtımını yapmam ve kendilerinin yapacakları toplantıda olumlu sonuç çıkarsa ikinci bir ekibin bizlere sunum için geleceği belirtildi telefonda. Ardından da mailime cevap olarak ne yazık ki gelinemeyeceği. Zaten bir gün önce başka bir yerde olunacağı için gelmelerini beklemiyordum ama keşke diğer konuşmalar geçmeseydi aramızda.
Bütün bunların ardından ilk baÅŸta istediÄŸime yani sadece bir kaç ürün belki de sadece katılımcı sayımız kadar kalem cd isteÄŸi için mailler attım ama olumlu cevap alamadım. Sonuçta da bahar okulunu düzenledik ve bitti. KeÅŸke tanıtım fırsatı verilseydi belki kimse ilgilenmeyecekti belki de pardus için çabalayacak bir çok kiÅŸiye ulaşılacaktı kim bilir…
Bir kaç ay önce bir benzer olay daha yaÅŸamıştım. Sahibi olduÄŸum pardus.us alan adını pardus ekibine hediye etmek istediÄŸimi belirtmiÅŸtim. Üstelik karşılığında hiç bir beklentim de yoktu ilk baÅŸta maillerime cevap aldım haber bekledim ardından da yanıtsız kalan maillerim. Åžimdi ne mi oldu domain için savaÅŸmayı bıraktım. Düşünce birileri alır daha yararlı iÅŸler yapar belki…